/
Kirmizi Elma - Blogcu





Kirmizi Elma

Ana Sayfa Profilim Arşiv HciForum


Hakkımda

sizlerle resimli kek,börek.poğaça,pasta yemek tariflerimi, elişlerimi ve daha birçok şeyi paylaşmak istiyorum.sevgilerimle...


Kategorilerim

  • ANA YEMEKLER
  • APERATİFLER
  • BÖREKLER
  • DOĞA RESİMLERİ
  • ELİŞLERİM
  • HAMUR İŞLERİ
  • KÖFTELER
  • LÜZUMLU BİLGİLER
  • MİZAH KÖŞESİ
  • PRATİK BİLGİLER (MUTFAK)
  • PRATİK BİLGİLER (YAŞAM)
  • SAĞLIK KÖŞESİ
  • TARİHİMİZDEN YAPRAKLAR
  • TATLILAR
  • ÇORBALAR
  • ÖZLÜ BİLGİLER
  • ŞİFAHANE


  • Yazılarım

    NASIL KİLO VEREBİLİRİM?..
    DEPREMDE NEREDE DURMALI?
    ŞEMS'İN KIRK KURALI
    ANALJEZİK(AĞRI KESİCİ) ÇAY
    Kreativ Ödülüm...


    Arkadaşlarım

    muazzezv
    herseycocuklarimizicin
    gulungoncasi
    siyamkedisi
    esma39
    babyorgu
    islamsaadettir
    muazzez
    yenitadlar
    gurbetkusuu
    asimelek58
    missgibi
    keskinlininmutfagi
    elisisatis
    sema42
    yapraksarma
    yermisinyemezmisin
    izmirvizyon
    dogusmuratdilek
    rengarenk39
    turnalar58
    EmineDantelOrgu
    cisemce
    tesetturluyum
    zeynek
    guldanealtunn
    ugurbocegi1
    susamcorekotu
    tesnim
    ayseninevi53
    teknay
    serpilobakizi
    kizilciksurubu
    sevdayeli58
    lale36
    pinarsariyar58
    mgullukaya
    kutsalceyiz
    beyazlaleler
    ezginame



    Bağlantılarım

    Hersey Cocuklarimiz icin Forum
    HerseyCocuklarimizIcin


    Ziyaretçilerim


    herseycocuklarimizicin
    herseycocuklarimizicin


    Karışık

    Abdussamed Kuran

    flim izle

     

  • TÜRK,FLİMLERİ
  • 100 Numaralı Adam

  • Acımasız

  • Adnan Menderes Belgeseli

  • H. Karagöz Neden Öldürüldü?

  • Hababam Sınıfı Askerde

  • Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı

  • Hababam Sınıfı Tatilde

  • Hababam Sınıfı Uyanıyor

  • Hababam Sınıfı Üç Buçuk

  • Hababam Taburu

  • Maskeli Beşler

  • GORA

  • Çılgın Dersane

  • Keloğlan Aramızda

  • Kibar Feyzo

  • Kurtlar Vadisi Irak

  • Vizontele

  • Vizontele Tuba

  • YABANCI,FLİMLER
  • Garfield 2

  • Korkunç Bir Film 4

  • Son Durak

  • Son Durak 3

  • Spiderman 2

  • Süperman Dönüyor

  • Taksi 3

  • Taxi Driver(Taksi Şoförü)

  • XXX-2

  • Tetikçi

  •        Sitene Ekle







    Bannerimi Ekler misin?












    Dostlarım

    herseycocuklarimizicin
    hilalarda
    tesetturluyum
    guldanealtunn
    orgucantam



    Site trafiği


       

    Dunya - Mustafa Cihat


    NASIL KİLO VEREBİLİRİM?..


    Kilo verebilmek için metabolizma hızınızı artıracak yöntemler;

    *
    2-3 saat arayla beslenin. Ara öğünlerde lifli ve hafif yiyecekler yemeye özen gösterin.

    * Güne kahvaltı yaparak başlayın. Gece boyunca enerjisi düşen vücudunuzu harekete geçirin.

    * Öğünlerinizi atlamayın. Mutlaka 3 öğün yemek yemeye dikkat edin.

    * Günde 2 litre su için. Su içmek sağlıklı bir cilt için de faydalıdır.

    * Egzersiz yaparak kas kütlenizi artırın.

    * Karbonhidrat ve protein içerikli gıdaları beslenme planınıza ekleyin.
              

                   Şok diyetler vücuttaki kasları eritir ve diyeti bıraktığınız anda daha fazla kilo almanıza neden olur. Çok düşük kalorili diyetleri uygulamayın. Yetişkin bir kadının günlük kalori ihtiyacı 2200-2400 seviyesindedir. Bu seviyeden düşük diyet ve beslenme türlerinden uzak durun.

                     Kadınların sık karşılaştığı hastalıklardan biri olan troid; kilo vermeyi engelleyen, metabolizma hızını düşüren önemli bir faktördür. Eğer diyet ve egzersiz yapmanıza rağmen kilo veremediğinizi düşünüyorsanız mutlaka doktora danışıp gerekli testleri yaptırınız.


    Tarih: , 7/11/2009 Kategori: SAĞLIK KÖŞESİ
    Yorum (0) | Yorum yaz | Baglanti

    DEPREMDE NEREDE DURMALI?


    DOUG COPP'UN ÖNERİLERİ(
    Dünyanın en tecrübeli kurtarma birimi Amerikan Uluslar arası Kurtarma Ekibinin Kurtarma şefi ve afet olayları müdürü)

    1) 'Binalar çökerken basitçe 'çömelen ve korunan' kişiler istisnasız her defasında ezilerek ölüyorlar. Masa, araba gibi nesnelerin altına giren kişiler her zaman ezilirler.
    2) Kediler, köpekler ve bebekler'in hepsi doğal bir şekilde dizlerini ana rahmindeki gibi karınlarına doğru çekerek kıvrılırlar. Deprem anında sizde bu şekilde kıvrılmalısınız. Bu doğal bir güvenlik ve hayatta kalma içgüdüsüdür. Daha küçük bir boşlukta hayatta kalabilirsiniz. Hafifçe ezilecek ama yanında boşluk yaratacak bir kanepe, geniş büyük bir eşyanın yanında durun.
    3) Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Sebebi basittir; ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az yoğunlukta yıkılış ağırlığına sahiptir. Tuğla binalar ayrı tuğla parçalarına ayrılacaklardır. Tuğlalar bir çok yaralanmalara sebep olacaktır, ama (beton) bloklardan daha az ezilmiş vücutlar yaratırlar.
    4) Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitçe yuvarlanarak yataktan düşün. Yatağın çevresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır. Oteller müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere uzanmalarını salık veren bir uyarı notunu odalarda her kapının arkasına asarlarsa depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler.
    5) Televizyon izlerken deprem olursa ve kolayca kapıdan veya pencereden dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir koltuğun/sandalyenin yanında cenin pozisyonunda kıvrılarak yere uzanın..
    6) Bina çökerken Kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür...Nasıl mı? Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya arkaya doğru düşürse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapı kirişi yana doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da ölürsünüz!
    7) Hiçbir zaman merdivenlere gitmeyin/yönelmeyin. Merdivenler (ana binadan) farklı bir 'frekans aralığına' sahiptir; ana binadan bağımsız/ayrı olarak sarsılırlar. Merdivenler ve binanın geri kalanı devamlı olarak birbirlerine çarparlar, ta ki merdivenlerin yıkılışı gerçekleşene kadar. Merdivenlere ulaşan insanlar basamaklar yüzünden yaralanırlar. Korkunç şekilde sakatlanırlar. Bina yıkılmasa dahi, merdivenlerden uzak durun. Merdivenler binanın hasar görmesi en muhtemel kısmıdır.. Depremde yıkılmamış olsa dahi, merdivenler bağırarak kaçmaya çalışan insanların aşırı yüklenmesi ile çökebilir. Merdivenler binanın geri kalan kısmı zarar görmemiş olsa dahi her zaman güvenlik açısından kontrolden geçirilmelidir.
    8) Binanın dış duvarlarına yakın yerlerde durun, mümkünse dışına çıkın. Binanın iç kısımlarındansa dış kısımlarına yakın yerlerde olmak çok daha iyidir. Binanın dış çevresinden ne kadar içeride olursanız, çıkış yolunuzun kapanma ihtimali o kadar artacaktır.
    9) Aynen Nimitz yolundaki katlar arasındaki (yıkılan) blokların meydana getirdiği gibi, deprem anında üst yolun yıkılmasıyla ezilen araçların içinde bulunan insanlar ezilirler. San Francisco depreminin kurbanlarının hepsi araçlarının içindeydiler. Hepsi öldü. Araçlarının dışına çıkıp,aracın yanına uzanıp veya oturarak kolaylıkla hayatta kalabilirlerdi. Ölen herkes eğer araçlarından çıkıp, araçlarının yanına oturabilseler veya uzanabilselerdi yaşıyor olabilirdi. Ezilen bütün araçların yanında-kolonların direkt olarak üzerine düştüğü araçlar hariç- 3 feet yükseklikte boşluklar oluşmuştu.
    10) Enkaz halindeki gazete ofislerini ve çok miktarda kağıdın olduğu ofisleri dolaşırken kağıdın sıkışmadığını /ezilmediğini keşfettim. Kağıt yığınlarının/kümelerinin etrafında geniş boşluklar bulunur/oluşur.

       YÜCE MEVLAM MİLLETİMİZİ ve CÜMLE İSLAM ALEMİNİ KÜÇÜK ve BÜYÜK CÜMLE AFET VE KAZALARDAN MUHAFAZA EYLESİN...(Amin)



    Tarih: , 1/11/2009 Kategori: LÜZUMLU BİLGİLER
    Yorum (0) | Yorum yaz | Baglanti

    ŞEMS'İN KIRK KURALI

       
     "Birinci kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Allah dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Allah dendin mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir."

    İkinci Kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Klavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil..

    Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü seviye batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye."

    Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfarlarını bulabilirsin, çünkü o camide, mescitte, kilisede, havrada değil, heran heryerdedir. Allahı görüp yaşamayan olmadığı gibi, O'nu görüpte ölende yoktur. Kim O'nu bulursa, sonsuza dek O'nda kalır...

    Beşinci Kural: Aklın kimyası ile Aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihlenir.
    Halbuki AŞK öylemi? Onun tek dediği: "Bırak kendini, ko gitsin!"
    Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer.. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

    Altıncı Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur...

    Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivaya kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat'i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin. ..

    Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, Karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda görmesende dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.
    Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir. ..

    Dokuzuncu Kural: Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

    Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır..

    On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorlıkla, sancılara hazır olman gerekir.

    On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıpta değişen yoktur..

    On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içinde bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

    On Dördüncü Kural: Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur hayatım altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    On Beşinci Kural: 'Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler...

    'On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne lâyıkıyla bilebilir, ne lâyıkıyla sevebilirsin. '

    'On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpta olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.'

    'On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.'

    On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

    Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

    Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hak'ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

    Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah Aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimzdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
    Aşırılıktan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde...

    Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

    Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz...

    Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

    Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
    Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk gün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.

    Kural Yirmi Sekiz: Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an'ın hakikatini yaşar.

    Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, 'ne yapalım kaderimiz böyle' deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolucuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.


    Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle birdir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
    Sufi kusur görmez. Kusur örter.

    Otuz Birinci Kural: Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

    Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Allah'a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

    Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

    Otuz Dördüncü Kural: Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olman insan çalkantılı ve girdaplı sulardan debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

    Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
    O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!

    Otuz Yedinci Kural: Allah kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

    Otuz Sekizinci Kural: 'Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?' diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
    Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

    Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde.. . Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.
    Ölen her Sufi için bir Sufi daha doğar.

    Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peçesinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır,hasretinde.. .

    ...Biz dile söze bakmayız. Gönle hale bakarız,
    .....Edep bilenler başkadır,
    .......Canı ruhu yanmış aşıklar başka.
    ..........Aşk şeriatı bütün dinlerden ayrıdır.
    ............ .Aşıkların şeriatı da Allah'tır; mezhebi de.

    Mevlana Celaleddin Rumi
    Mesnevi, cilt II, sayfa 133


    Muhabbetle.. .

    Tarih: , 22/9/2009 Kategori: ÖZLÜ BİLGİLER
    Yorum (1) | Yorum yaz | Baglanti

    ANALJEZİK(AĞRI KESİCİ) ÇAY

       İşte her an elinizin altında bulunabileceğiniz bitkisel ağrı kesici bir bitkisel karışım.

    MALZEMELER:

        Söğüt kabuğu, acı biber, karanfil, zencefil, nane ve dağ nanesi.
    Bu bitkilerden elinizde hangisi varsa, damak tadınıza uyan oranda karıştırın. Bu karışımı kullanarak lezzetli çaylar yapılabilir ya da lapa haline getirerek doğrudan doğruya ağrıyan bölgeye uygulayabilirsiniz...

          Tüm dünyada milyonlarca adet satan uluslarası bestseller Dr. James A. Duke'nin "YEŞİL ECZANE" isimli kitabından.
          Yüce Mevlam cümle dert ve ağrı çeken kardeşlerimize en güzel ve en acil şifaları nasib etsin...
    AMİN.

    Tarih: , 22/9/2009 Kategori: ŞİFAHANE
    Yorum (1) | Yorum yaz | Baglanti

    Kreativ Ödülüm...

               
                              
              BEN DE ÖDÜLLENDİRİLDİM...
    Bana bu ödülü layık gören canım arkadaşlarım http://pinarsariyar58.blogcu.com/ 'a ve http://beyazlaleler.blogcu.com/ 'a çok teşekkür ederim.

    KURALLAR:

    1-Size ödülü verene teşekkür etmek.

    2-Size ödülü verenin linkini yayınlamak.

    3-Ödülün logosunu yayınlamak.

    4-Yedi arkadaşınızı ödüllendirmek.

    5-Ödüllendirdiğiniz arkadaşlarınızın linkini yayınlamak.

    6-Ödüllendirdiğiniz arkadaşlarınızı haberdar etmek.

    7-Hakkınızda yedi ilginç şey yazmak

    BENDE BU ÖDÜLÜ CANIM ARKADAŞLARIMA GÖNDERİYORUM
    1
    -http://esma39.blogcu.com/
    2-http://yapraksarma.blogcu.com/
    3-http://missgibi.blogcu.com/
    4-http://sema42.blogcu.com/
    5-http://zeynek.blogcu.com/
    6-http://guldanealtunn.blogcu.com/
    7-http://gurbetkusuu.blogcu.com/

    GELELİM 7 ÖZELLİĞE
    1-SAKİN YAPILIYIMDIR
    2-KİMSEYİ ÜZMEMEK İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPARIM
    3-YARADILANI YARATANDAN ÖTÜRÜ ÇOK SEVERİM.
    4-OĞLUMLA ZAMAN GEÇİRMEKTEN ÇOK HOŞLANIRIM
    5-ELİŞİ YAPAMAKTAN VE BİLGİSAYAR BAŞINDA OTURMAKTAN ÇOK HOŞLANIRIM
    6-MUTFAK EN BÜYÜK HOBİM ORADA ZAMAN GEÇİRMEKTEN BÜYÜK ZEVK ALIRIM
    7-GEZMEYİ YENİ YERLER GÖRMEYİ ÇOK SEVERİM.

    AKLIMA GELENLER BU KADAR.HERKESE HAYIRLI BİR RAMAZAN
    DİLİYORUM.RABBİM ORUÇLARIMIZI VE DUALARIMIZI KABUL ETSİN İNŞALLAH.(AMİN)



    Tarih: , 29/8/2009 Kategori: ÖZLÜ BİLGİLER
    Yorum (8) | Yorum yaz | Baglanti
    <- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->